try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
UzunHayat.Com

Beslenme

warning: Creating default object from empty value in /home/hayat/domains/uzunhayat.net/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Bebeğin İlk aylarda Beslenmesi

0 - 4 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ:

Anne sütü mükemmel besin içeriği ile kolay hazmedilir, etkili bir biçimde kullanılır. Bebeğinizi hastalıklardan korur, mamalarla beslenmeden daha ucuza mal olur. Bunun ötesinde emzirmek suretiyle, anne bebek bağının kurulması kolaylaşır, yeni bir gebeliğin gecikmesi ve annenin sağlıklı kalması mümkün olur.

Doğumdan sonraki ilk 4 ayda yalnızca anne sütüyle beslenen bebekler ishal ve zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara, alerjik rahatsızlıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler. Bu nedenle;

İlk 4 ay bebeğinizi tek başına anne sütüyle besleyiniz. Bu aylarda anne sütüyle birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller.

Bebeğinizin yalnızca anne sütüyle beslendiği bu dönemde, su kaybına yol açan hastalık halleri dışında ilave su gereksinimi yoktur! Eğer ishal gibi mutlaka su verilmesi gereken bir durum söz konusuysa kaynatılmış su veriniz.

Meniere Hastalığı ve Beslenme

İç kulakta bulunan ve dengeden sorumlu sıvılardaki basınç artışının neden olduğu ve en önemli bulgusunun ataklar halinde baş dönmesi olduğu bir hastalıktır Meniere hastalığının başlıca belirtileri baş dönmesi, kulak uğultusu, işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissidir Baş dönmesine bulantı ve kusma eklenebilir Gerginlik, stres ve aşırı tuz alımı baş dönmesi ataklarını başlatabilir

1Kilo probleminiz varsa zayıflayın

2Yağlı yiyeceklerden, kızarmış besinlerden uzak durun

3Tuz ve monosodyum glutamat (MSG) içeren hazır çorbalar, hazır köfte vs , işlenmiş et ürünleri , et suyu ,tavuk suyu bulyonları , soslar , konserve ve salamuralardan kaçının

4Besin alerjisi yada gıda intolerans testi yaptırınBazı besinlere karşı intoleransınız varsa hastalığınızı tetikliyor olabilir

5Mümkün olduğunca hayatınızdan stresi çıkartın Anksiyete , stres meniere hastalığının majör tetikleyicisidir

Stres ve Beslenme

Stresle baş edememe, normal olan metabolik değişikliklerin aleyhimize şekil alması ile sonuçlanmaktadırBu da pek çok sorunu beraberinde getirir Stresle baş etmenin en önemli unsurlarından biri de beslenmedir C vitamini, pantotenik asit, B6 vitamini gibi çeşitli B vitaminleri, çinko, magnezyum, potasyum gibi mineraller ve omega–3 yağ asitleri strese karşı çok etkili besin öğeleridir

Stresli durumlarda vücuttan C vitamini atımı artmaktadır Bu sebeple, günlük C vitamini ihtiyacının öncelikle karşılanması gerekmektedir C vitamini aynı zamanda bağışıklık sistemini de güçlendirir C vitamininin yeterli alınması durumunda kortizol seviyeleri daha çabuk normale dönmektedir Stresli dönemlerde C vitamini alınması bu sebeplerden ötürü son derece önemlidir Portakal, mandalina, limon gibi turunçgiller ile maydanoz C vitaminin zengin olduğu kaynaklardır

Sigara İçenlerde Beslenme

Her geçen gün dünyada ve ülkemizde sigara içimine bağlı gelişen hastalıklardan dolayı yaşamını kaybedenlerin sayısı giderek artıyor

Dolayısıyla sigara içimi toplum sağlığını etkileyen en önemli etkenlerden birisi haline gelmiş durumda Sigaranın zararlı etkilerinin önüne geçmek için alınması gereken önlemlerin başında sigara kullanmamak ve sağlıklı beslenmek geliyor

Sadece sigara içenlerin değil, sigara dumanına maruz kalanların da doğru bir beslenme programı uygulayarak sağlıklarını korumaları öneriliyor Memorial Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt Berna Ertuğ, nikotinin kaybettirdiklerini geri kazanmanın yolları hakkında bilgi verdi ve sigarayı bırakmak isteyenlere önerilerde bulundu

Anne Adaylarında Beslenme

Bebeğiniz sizden besleniyor, bu yüzden yemek düzeninizi değiştirmeniz gerekli mi? İşte ikinizin de ihtiyaç listesi ve nedenleri...

Siz de farkındasınız ki siz ve bebeğiniz artık yediğiniz her şeyi paylaşan bir ikilisiniz. Hamilelikte, özellikle de bebeğin hızla geliştiği son üç aylık dönemde, çok bilinçli beslenmezseniz her ikinizin de sağlığı için gerekli besinleri alamazsınız.

Hamileliğinizin son dönemlerinde, haftada yarım kilo almanız normaldir. Bu sizi endişelendirmesin, çünkü bu kiloları aslında sadece siz almıyorsunuz, ayrıca bebek doğduktan kısa bir süre sonra onlardan kurtulabileceksiniz. Ne olursa olsun, bebeğinizin sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi için hamileliğin son üç ayında biraz kilo almanız gerekiyor.

İftarda 'az yemek çok sağlık' demek

Boylu boyunca uzanan masalarda birbirinden değişik et ve sebze yemekleri, zeytinyağlılar, kahvaltılıklar, tatlılar...

Ramazan'da oruç tutanlar kimi zaman uzun saatler aç kalmanın da heyecanı ile gün boyu böyle bir sofrayı hayal ediyor. Kimi zaman zengin menüleri nedeni ile otellerde rezervasyon yaptırılıyor, bazen restoranların açık büfeleri tercih ediliyor ya da iftar davetlerinde açık büfe iftarın hem göz doyurucu hem de damak zevkine hitap eden nimetlerinden faydalanılıyor. Ancak açık büfe uygulaması, dikkat edilmediği takdirde oruç tutanlar için büyük bir tehlike haline gelebiliyor.

Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Yeşim Çelik, açık büfe ile iftar yapacak kişilerin dikkat etmesi gereken hususlar konusunda önemli tavsiyelerde bulundu.

Ramazan pidesi neden sakıncalı?

Uzmanlar, kalorisi diğer ekmeklere oranla daha fazla olan ve kan şekerini hızla yükseltip düşüren Ramazan pidesini diyabet hastaları ile şişmanlara önermiyor.

Beyaz undan yapılan Ramazan pidesinin pilav gibi iştah açıcı olduğuna işaret eden beslenme ve diyet uzmanları, çabuk acıktırdığı ve tok tutmadığı için diyabet hastalarının pideden uzak durmasını öneriyor.

Orucun sağlık verici etkileri olduğunu belirten Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, pidenin kilo aldırabileceğinin unutulmaması gerektiğini söylüyor. Kilo sorunu olanları, pide konusunda uyaran Selçuk, Ramazan ayını daha zinde geçirebilmek için nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda şu önerilerde bulunuyor:

Ramazanda tavuk tüketin

Prof. Dr. Yücecan, ramazan ayında sağlık için daha düşük kalori, daha az yağ ve daha az kolesterol içeren tavuk etinin tercih edilmesini önerdi.

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Yücecan, tavuk etindeki proteinin, kaliteli protein kaynağı olduğunu belirterek, iftarda ağır hamur işi yiyecekler, kızartmalar, baklavalar yerine çorba, haşlanmış, ızgara veya fırında pişirilmiş et, tavuk veya hindi eti, sebze yemekleri, bol salata ve meyve yenilebileceğini ifade etti.

Yücecan, şu bilgileri verdi:

''Optimal beslenme önerilerinde önemli yeri olan tavuk eti, besin öğeleri açısından değerlendirildiğinde, dana ve koyun etinden daha düşük kalori sağlar, daha düşük yağ, daha düşük doymuş yağ ve daha az kolesterol içerir. Bu etlerin içerdiği proteinin çoğunluğu vücut proteinine dönüşebilir ve sindirilebilirliği yüzde 91-100'dür. Bu nedenle bu etlerin proteini iyi kaliteli protein kaynağı olarak nitelendirilir.

Ramazanda nasıl beslenmeli?

Uzun süre aç kalınacağı için daha çok yemek yeniliyor. Özellikle de yağlı ve kalorili yiyecekler tüketiliyor. Ancak bu durum bir takım sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastaneleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Caferoğlu, Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarının önemli ölçüde değiştiğini kaydetti.

Bu ayda 3 ana öğünden oluşan günlük beslenme düzeninin, iftar ve sahur olmak üzere iki öğüne düştüğünü belirten Caferoğlu, Ramazan ayında sağlık sorunlarının oluşmasını engellemenin sanıldığı kadar zor olmadığını belirtti.

SAHURA MUTLAKA KALKILMALI
Caferoğlu, sahurun bireyleri oruca hazırlayan en önemi öğün olduğunu ifade ederek, ''uyanamama'' bahanesiyle sahurun asla atlanılmaması gerektiğini kaydetti.

Ramazanda yediklerinize dikkat edin!

Uzmanların 2 öğüne düşen beslenme düzeni ile ilgili önerilerine kulak verin.

ERCİYES Üniversitesi Hastaneleri diyet uzmanlarından Zeynep Caferoğlu, Ramazan ayında bireylerin beslenme alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çekerek, “Üç ana öğünden oluşan günlük beslenme düzeni, iftar ve sahur olmak üzere iki öğüne düşmektedir ve bireyler uzun süre aç kalacakları için daha çok besin tüketimine, özellikle de yağlı ve kalorili yiyeceklere yönelmekteler.

Yeterli ve dengeli beslenme ihmal edilmekte, buna bağlı olarak başta kabızlık, reflü, baş dönmesi, kan şekerinde düşmeler, ağırlık artışı gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır” dedi.

Diyetisyen Zeynep Caferoğlu, Ramazan ayında beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktalara dikkat çekerek, “Sahur öğünü, bireyleri oruca hazırlayan en önemli öğündür. Bu yüzden uyanamama bahanesiyle kesinlikle atlanmamalıdır.

BESLENME…SAĞLIK YATIRIMINIZ !

Kim uzun ve sağlıklı bir yaşam istemez ki ? Farkına varmayabilirsiniz fakat tüm hastalıklara ve yaralanmalara bağlı hasar ve ölümlerin üçte ikisi sizin seçimlerinizle doğrudan ilgili. Bu, hastalık ve yaralanmaların birçoğunun önlenebilir veya hiç olmazsa ertelenebilir olması anlamına geliyor.

Sağlığı ve kendini iyi hissetmeyi etkileyen faktörleri iki grupta topluyoruz.

 Değiştirilemeyen özellikler : Yaş,cinsiyet ve aile hikayesi gibi.
 Değiştirilebilen özellikler : Yaşam tarzı, çevre, kişisel seçimler gibi.

Değiştirilebilir özellikler, şimdiki ve hatta 30-40 yıl sonraki sağlık durumunuzda büyük rol oynar. Yediğiniz besinler, aktivite durumunuz, sigara tüketimi, alkol kullanımı ve gereksiz ilaç kullanmaktan geri durmak gibi seçimleriniz çok etkili. Sağlıklı yaşamak için yapacağınız uzun süreli yatırımınız daha sağlıklı yaşamanızı, yaşlanmanızı sağlayabilir.Bu yatırım, yaşam tarzı ve yaşla ilgili meydana gelen hasarları yavaşlatarak daha güzel yaşamanızı sağlar.

Yemeklere Niçin Tuz katılıyor?

Beslenme yoluyla dışarıdan aldığımız karbonhidrat, yağ ve proteinler, beden şehrinde işletilen fabrikaların çalışması için gereklidir. Biyolojik fabrikalardaki kimyevî hâdiselerin sağlıklı şekilde gerçekleştirilmesinde, suya, çeşitli vitamin ve elementlere önemli vazifeler yüklendiğinden bunların dışarıdan düzenli şekilde alınmasına ihtiyaç vardır. Bu maddelerin bağırsaklarımızdan kana geçmesi için gerekli biyo-fiziko-kimyevî mekânizmalar da bağırsaklarımıza yerleştirilmiştir. Meselâ, besin maddelerinin tamamının israf edilmeden kana geçmesi için, bağırsaklarımız mükemmel bir mimaride yaratılmıştır. Emilim yüzeyinin artırılması için bağırsakların içinde bağırsak boşluğuna doğru yaklaşık bir cm uzanan Kerkring isimli kıvrımlar inşa edilmiştir. Ayrıca bu kıvrımların üzerine bir mm uzunluğunda eldiven parmağı şeklinde birbirlerine bitişik dizilmiş ve yüzeyi bağırsak epitelyum hücreleri ile döşeli villus adı verilen uzantılar yerleştirilmiştir.

Yaz meyveleri şifa dağıtıyor

Sağlıklı beslenme adına size önerilen yiyecekleri yaz aylarında daha kolay bulursunuz.

Üstelik yaz meyveleri genellikle daha tazedir, doğaldır, hormonsuz ve lezzetlidir. Çoğunun fiyatları diğer mevsimlere göre daha makul düzeye inmiştir. Yaz meyvelerinin neredeyse tamamı doğal eczanenin bir birinden güçlü ilaçları gibidir. Hem yazın tadını daha çok çıkarmak, hem de vücudunuzu önümüzdeki kışa ve daha sağlıklı bir geleceğe hazırlamak istiyorsanız yaz meyvelerinden daha çok yararlanmayı unutmayın.

Yaz meyveleri deyince aklınıza ilk önce hangileri gelir bilmiyorum ama benim aklıma hemen karpuz geliyor. Karpuz yüksek su içeriği, likopen ve betasterol zenginliği, düşük kalorisi ve mineral-vitaminden zengin yapısıyla yaz aylarının favori meyvesi. Bu mükemmel antioksidan kaynağının tam bir C vitamini deposu olduğu bir büyük dilim karpuzun günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 80'ini, beta-karoten ihtiyacının ise yüzde 30'unu karşıladığı biliniyor. Beta-karoten ve likopen sayesinde karpuz tam bir cilt yenileyicisi gibi çalışıyor.

İçeceklerimiz sonumuzu hazırlamasın!

Hergün çokça tükettiğimiz ve faydalı olduğunu zannettiğimiz bir çok içeceğin aslında sağlığımızı ciddi ciddi tehdit ettiğinden haberdar mıyız? DNA mızı olumsuz yönde etkileyen içecekleri tanıyalım.

Hangi marka olursa olsun, asitli içeceklerin aslında içeriği bir çeşit zehir. Yapılan bir çok araştırma; küçük yaşlardan itibaren asitli içecek içen çocuklarda, kemik kırıklarında artış olduğunu göstermiş. Açıklaması da çok basit. Bir bardak asitli içecek içildiği zaman, vücut bunu alkaliye çevirmek için 31 bardak alkali su tüketmek zorunda ki kendine zararı dokunmasın. Tabii vücudumuzun dili olmadığı için “ hadi bakalım şimdi 31 bardak alkali su bulda iç” diyemiyor. Peki, ne yapıyor bu asidi nötralize etmek için, kemik ve dişlerimizden kalsiyum çekiyor. Azalan kalsiyum da, kemik kırıklarına ve diş çürüklerine yol açıyor.

İngiliz Independent on Sunday gazetesinin manşetten verdiği habere göre, Sheffield Üniversitesi'nin maya hücreleri üzerinde yaptığı araştırmada, sodyum benzoat (E211) adlı koruyucu maddenin, hücrelerin "güç istasyonu" olarak tanımlanan mitokondride DNA hasarına yol açtığı görülmüş.

Besin Satın Alma, Hazırlama, Saklama ve Pişirme İlkeleri

SÜT VE ÜRÜNLERİ

Hastalık yapıcı mikroorganizmalardan korunmak için iyi kaynatılmış, pastörize/sterilize edilmiş süt ve ürünleri kullanılmalıdır.

Pastörize veya sterilize edilmemiş sütler, kabardıktan sonra 5 dakika kaynatılıp hemen soğutulmalıdır.

Kaynatılmış ve pastörize sütler cam kavanozda buzdolabında 12 gün, kutusu açılmış sterilize sütler en fazla 3 gün saklanabilir.

Sütlü tatlı yaparken, süt, un ve şeker birlikte pişirildiğinde sütün besin değeri (protein) azalır. Şeker, sütlü tatlı indirilmesine yakın eklenmelidir.

Ülkemizde peynir, genellikle kaynatılmamış veya pastörize edilmemiş sütten yapılmaktadır. Bu tür peynirler taze olarak tüketildiğinde hastalık etkeni (BRUSELLA) olabilir.

Çiğ sütten yapılmış peynir tüketilmemelidir.

Anket

Sağlık sorunlarınız nedeni ile ne kadar sıklıkla hastaneye gidiyorsunuz:

Son yorumlar

İçeriği paylaş